JOKER, KAPİTALİZMİN CİSİMLEŞMİŞ DELİLİĞİ

JOKER (2019)

Özet

Joker farklı ve tartışmalara neden olacak derece etkili bir eser. Gotham içinde yaşayan karamsarlığı perde de görebiliyorsunuz. Bu acımasız şehir ile yaşadığımız gezegen arasında ilgiyi özel bir çaba sarf etmeden anlayabiliyorsunuz. Bunun nedeni çok yalın ve sade bir gerçekliği olabildiğince sert anlatmış olması.

Puan
4.3

Günümüz sinemasının süper kahraman filmleri ile dolup taşması ve DC – Marvel rekabeti, yaratıcılığa büyük ket vuruyor. Yeni fikirlerden uzak, yaratılan kültürel deformasyon ile yeni kuşağın içinde kaybolduğu bir sinema kültürü yaratıldı. Kapitalizm doğası gereği egemenliğinin hüküm sürdüğü her şey bir miktar paranın bir yerden bir yere taşınması ile ilgili oluyor. Yaratılan yeni sinema kültürü orijinal fikirlerden, samimiyetten yoksun ve küçük haz hapları şeklinde tüketimi kolay. Daha fazla kar elde etmek için stabil, risk almayan ve yaratılan yeni kültürün normlarına uygun olan formül şu an için işe yarıyor. Fakat bu formül sinema sanatı için kötü bir yönde ilerliyor. Büyük sinema stüdyolarının rekabeti de daha fazla para üzerine kurulu olunca sinema eserlerinden çok klonlanmış ve başarısız kopyalar olmaktan ileri gidemiyor. Tabi bu rekabetin kaybedenlerinin aklına bazen sanat geliyor ve çıkış yolu olarak Joker benzeri filmleri ortaya koyabiliyorlar. Joker günümüz ana akım sinemasında ve çizgi roman uyarlamaları arasında farklı bir yere sahip. Ayrıca Joker’in bu solo filmi Batman serilerinde anlatılan Joker karakterlerinden de farkını çok net bir şekilde ortaya koyuyor.

Joker ilk olarak 1940 yılında yaratıldı. Daha sonra Dennis O’Neil ve Neal Adams Batman serisini yenilemesi ile 1973 yılında geri döndü. Batman serisinin kötüsü birçok batman filminde beyazperdeye aktarıldı. Fakat ilk defa solo bir joker film izliyoruz ve izlediğimiz Joker daha önce Batman filmlerinde anlatılandan çok daha farklı, belki Cristoper Nolan’ın Dark Knight serisi selefi olabilir. Dark Knigt serisinde joker, geçmişi olmayan ve amacı bütün maskeleri indirmek olan bir kötüydü. Batman’e insanların ve düzenin iki yüzlüğünü anlatmaya çalışıyordu. Fakat Cristoper Nolan eserin sonunda Jokeri amaçsız bir teröriste dönüştürerek Jokerin haklı savunuşunu ve sistem eleştirisini boşa çıkartmaya çalıştı. Geçmişi olmayan ve herkese başka geçmiş hikayeleri anlatan joker; kötü bir çocukluk geçirmiş, kötü karakter klişesinin bir ironisi ve birden fazla geçmişi sahiplenen düzen karşıtı ve bir dâhiydi. Todd Philps Jokeri ise daha toplumsal bir anlatıya sahip ve Jokere bir geçmiş kazandırıyor. Joker çizgi romanda olduğu gibi bir asit kuyusuna düşerek süper kötü olmuyor, sınıf çelişkileri joker’i var ediyor. Artur Fleck (Joker) emeğini satarak para kazanmaya çalışan, fakat bu konuda çok başarılı olmayan, psikolojik problemleri nedeni ile de sorunlar yaşayan bir emekçi. Üzerinde yürüdüğü ip yavaş yavaş geriliyor ve kopuyor, bir cinayet isliyor, baba ve anne figürü yerle bir oluyor. Artık karşımızda Artur Fleck yok joker var.

Joker otobüs yolculuğu

Gotham yozlaşmış, çöpçü grevi yüzünden her yerde çöp bulunan ve bunun sonucu olarak kötü kokular ile boğulan, fareler ile mücadele eden bir şehir. Zenginlerin kirlerini artık fakirler temizlemiyor, çöpçülerin grevi var ve üst sınıfın kirleri şehrin her tarafına saçılıyor. Kötü binaların, kötü koridorlarında yaşama mücadelesi veren insanlar patlama noktasında. Artur Fleck böyle bir şehirde diğer insanlar gibi yaşam mücadelesi veriyor. Fakat Artur Fleck diğer insanlardan bir nebze farklı, o ezilen insanların da üstüne bastığı bir ucube.  Böyle vahşi bir Gotham’da varoluş mücadelesi veriyor karakterimiz Artur, işlediği cinayetler sonrası zenginlere karşı olan öfkenin fitilini ateşliyor ve bu direnişin palyaço maskeli ikonu oluyor.

Todd philps jokeri sıradan bir bireysel psikolojik alt yapı üzerine inşa edebilirdi veya bir asit kuyusuna düşerek Joker olan bir karakterin hikayesini beyaz perdeye taşıyabilirdi fakat bunu tercih etmiyor ve riskli bir tercihte bulunuyor. Derdi olan, meramı olan bir eser yaratıyor. Artık amaçsızca kötülükler yapan ve bunları yenen “düzen” kahramanlarından sıkıldık. Neredeyse her eserde garip, toplumsal olmayan bir bireysel psikolojik anlatı izliyoruz. “İyi aile iyi çocuk, kötü aile kötü çocuk” bu anlatı artık samimiyetini yitirdi. Joker bu anlatıyı takip etmiyor. Hikâyenin temelinde joker değil,Artur ve Artur ile aktarılan bir toplum var. Derdi ve meramı net, kapitalizm yarattığı kötülük, kötü insanda cisimleşiyor. Eleştirim olan tek yer burası, sonuç olarak Joker kötü, onun peşine takılan kitleler kötü. Gerçekten böyle mi peki? Eserde siz buna inanamıyorsunuz, o kadar net ve berrak bir kapitalizm çizilmiş ki; insanların bu öfkesinin, özelde de Jokerin öfkesinin bireylere yönelmesi inandırıcı gelmiyor. Şöyle bir gerçeği de kabul etmek gerekir, kitleler kendilerine yanlış önder bulmada ustalar. Fakat bu genelde Joker gibi bir yıkıcı değil de sistem tarafından yaratılan uzlaşmacı bir demokrat oluyor. Todd Philps kapitalizme kapitalizm içinden bir eleştiri yapmış “bu neolibarel politikalar sizin ve insanlığın sonu olur daha sosyal bir kapitalizm gerekiyor”. Özelde de ABD iç politikasına bir gönderme var ve burada safını Trump karşıtlığında net bir şekilde konumlandırıyor.

Şiddetin Taraflı Kötülüğü

Joker’deki şiddet çok konuşuldu, bazı ABD basını şiddet övgüsünün altını çizdi. Joker’de bir şiddet övgüsü net bir şekilde yok, şiddeti övmüyor, fakat eleştiri de sunmuyor. Çok bahsedilen şiddet sahneleri de yok denilecek kadar az ve bu az sayıdaki şiddet sahnesinde gözlerinizi kapatacak cinsten değil. Film Joker’in yarattığı ve toplumsal şiddetin neyden kaynaklanabilir olduğuna dair fikrini söylüyor. Şiddeti kötü ya da iyi bir şekilde ifade etmek bence yetersiz. Ayrıca bu eleştirileri büyük bir ikiyüzlülük olarak değerlendiriyorum, bugüne kadar Batman’nin veya İron Man’nin amaçsız kötüye uyguladığı amaçsız şiddeti eleştirmediniz. Oysa o filmlerin birçoğunda şiddete maruz kalan amaçsız kötüler Rus, Sovyet veya Müslüman olarak kodlandı. Yani ırkçı, anti-komünist ve dinci bir şiddet kodlamasına “bu film şiddeti övüyor” diyenler sesini çıkartmadı. Şiddet burjuva sınıfına yönelince bir grup şiddet karşıtı, adeta bir kelebeğe ve açan papatyalara dönüyor. Bu hümanist arkadaşların Joker özelinde ifade ettikleri şiddet tamamı ile kurgusal. Fakat Joker karşısında konumlanan Tomas Wayne ve bu gibi adamların yarattıkları düzen gerçek, yaşadığımız dünyadan. Bu insanlar gerçekten şiddet uyguluyor ve zulmediyorlar. Kapitalizmin uyguladığı şiddet gerçekten yaşadığımız dünyaya ait, fakat siz Jokerin uyguladığı şiddet ve bu şiddetin övülmesinden bahsediyorsunuz. Joker’in anlattığı dertler gerçek, dünyayı kirleten de hastalıklı bireyi yaratan da kapitalizmdir.

Joker otobüste gülme krizi

Joker karakterinin kurgusal yapısının “kötülük” anlamında netliği ve bunun karşısında Gotham’daki vahşi kapitalizmin günümüzde gerçeklik ile benzeşmesi halk kitleleri ile bu halk kitlelerinin seçtiği önderleri işareti eden, buna karşı halkın mücadelesi üstüne bir çizgi çizme gayreti olarak görüyorum. Fakat joker bir figür olarak bu eserden sonra birçok sokak gösterisinde göreceğimizi ve bu bağlamdan koparacağını düşünüyorum. Günümüz dünyasında kabul edilmesi gerekir ki şiddetin meşru veya akıl dışı ilan edilmesinde sınıfsal bir zemin vardır. Şiddeti egemen olan sınıf uyguluyor ise o meşrudur ve bu şiddeti egemene yöneltme düşüncesi dahi bir suçtur. Ne yazık ki eleştirel akılda bundan çok uzak düşünemiyor ve Joker’i bir korkunç şiddet övgüsü ile değerlendirmekten öteye gidemiyor. Joker toplumsal değerlendirmeleri anlamında doğru tespitlerde bulunuyor fakat bu doğruların arkasından gitme cesaretini daha fazla gösteremiyor.

Joker ve Şehri

Todd Philps Joker’e yeni bir gömlek biçerken sinema dilini çok iyi kullanıyor. Ekranda akıp giden görüntüler ve senaryo size Gotham’daki kirli ve yozlaşmış havanın kokusunu duymanızı sağlıyor. Gotham şehrini hissediyorsunuz. Joker karakterini canlandıran Joaquin Phoenix ise muhteşem bir oyunculuk sergiliyor ki zaten bu çok konuşuldu muhtemelen akademi ödülü gecesinde en iyi erkek oyuncu ödülünü kucaklayacak.

- Sinema - GökçeAğaç

Joker sinematografi olarak çok iyi fakat kurgu ve senaryoda yer yer eseri sorgulamaya başlıyorsunuz. Özellikle bazı sahnelerde Joker’in anılarına veya geçmişine dönüşler anlatıma biraz ket vuruyor. Bu anlarda eser sürükleyiciliğini ve ilginçliğini yitiriyor.

Joker farklı ve tartışmalara neden olacak derece etkili bir eser. Gotham içinde yaşayan karamsarlığı perde de görebiliyorsunuz. Bu acımasız şehir ile yaşadığımız gezegen arasında ilgiyi özel bir çaba sarf etmeden anlayabiliyorsunuz. Bunun nedeni çok yalın ve sade bir gerçekliği olabildiğince sert anlatmış olması. Toplumsal yapının bireyi ve bireylerin topluma etkisini sınıfsal bir ayrım ile ortaya koymuş. Jokeri farklı ve anlamlı kılan bu sınıfsal farklılığı net bir şekilde ortaya koyup güzel bir estetik akıl ile beyaz perdeye aktarabilmiş olması.

ABONE OL !

Abone olarak yeni içeriklerden haberdar olabilirsiniz.

Abonelik işleminiz tamamlandı.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

Bir Yorum Yap